Mustafa Asım Şafak kim?

Fotoğrafım
Antalya, 05323611890 masafak@gmail.com, Türkiye

VİZYON SAHİBİ LİDERLER

Türkiye'ye ayak basmamış ABD'li Psikiyatr Profesörü Arnold LUDWIG, "in
 one of the most comprehensive and insightful studies of political
 leadership ever undertaken", KING of the MOUNTAIN adlı kitabında,

 20.nci Yüzyılda tüm dünyada ülke yönetmiş, Abdülhamid'den
 Kaddafi'ye, Mao'dan Roosevelt'e, De Gaulle'den Nehru'ya, Churchill'den
 Hitler'e, Mussolini'den Mandela'ya, Stalin'den Nasır'a ve Arafat'a,
 2000 (iki bin) kadar lider hakkındaki 18 yıllık araştırmasının
 sonucunda,

 377 kişiden oluşan  belli başlı devlet adamı / lider listesi oluşturmuş etmiş
 ve onlara 200  kadar değişik kıstasa göre, 1'den 31'e kadar puan vermiş.

 PGS (Political Greatness Scale) olarak tanımladığı bu sıralamada
 örneğin; en cok Roosevelt ve Mao 30ar puan almışken, Nehru 25,
 Churchill 22, Golda Meir 12, Fidel Castro 23, Lenin 28, Khomeini 23,
 Kennedy 15 puan almışlar.

 Bir lider ; 31 puanla ve "visionary" sıfatıyla, 20.nci yüzyılın
 gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı / lideri ünvanına hakkıyla layık
 görülmüş.

 O da, Mustafa Kemal ATATÜRK !

 Ne yazık ki, ne basınımız, ne halkımız ve özellikle yeni nesiller bu
 önemli gerçeğin farkında bile değiller.

 (King of the Mountain, The nature of political leadership, by,
 Arnold M. LUDWIG, University Press of Kentucky, 2002.-

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://mustafaasimsafak.blogspot.com

ŞİŞE KAPAĞI NASIL AÇILABİLİR?

https://www.youtube.com/embed/0QmKHfYfovk?rel=0

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://mustafaasimsafak.blogspot.com

2014 YILINDA YAŞAMAK

1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız 

2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz

3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa

4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız

5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa

6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız

7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa

8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın,  bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa

..

10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız

11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız

12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız 

13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız

14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz

15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız  2014 Yılında yaşıyorsunuz demektir


--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com

KIRIK CAM TEORİSİ

"Olumsuzluklarla mücadeleyi nasıl başardınız?" sorusuna New York Valisi Guiliani'nin cevabı:
"Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırık olsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim.
Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım."

Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.

Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.
Polis bu kararlılığıyla "Küçük müçük, bizim için hiç fark etmez; bu sokağın, metro istasyonunun veya mahallenin suç üreten bir bölge olmasına izin vermeyeceğiz. " demiş.

'Kırık Cam Teorisi' ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo'nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmişti. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model Oldsmobile bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Ve olup bitenleri gizli kamerayla izledi.
Bronx'taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.
Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi 'sağ kalan' otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti.
"Demek ki..." diyordu Zimbardo, "...ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.
Anlaşılıyo, herhalde… İşe ilk kırılan camdan başlamak lazım. İlk kırılan cam bağımsızlık…Ve geciken adaletin adamsendeciliği oluyor.


--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com

NEDEN DOKTOR OLDUM



--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com




KAPİTALİZMİN GÜCÜ

Merhaba Ben Kapitalizm! Küçük kızlarınızı Barbie Bebeklerle büyüttüm, bugün sizden estetik operasyon için para istiyorlar diye neden şaşırıyorsunuz! Çıkarlarım uğruna kocaman bir moda endüstrisi yarattım! İstediğimi de elde ettim, 17 yaşındaki kızların çoğu dış görünüşlerinden rahatsız. Ben Kapitalizmim! Bir kadının bir moda dergisini 15 dakika karıştırması kendi vücudunu beğenmemesine yetiyor! Ben Kapitalizmim ve bakış açınızı öyle bir değiştirdim ki, hırsız bir CEO'nun hayat hikayesi sizin için "azim ve başarı hikayesi" olabiliyor. Ben Kapitalizmim ve ortalama bir insanın günde 5.5 saat TV izlediği, kitap okumadığı, tiyatro ve sinemaya çok az gittiği bir toplumda alaşağı edilmek gibi bir kaygım yok! Ben Kapitalizmim ve Steve Jobs tabii ki çok önemli biriydi, ancak %1'inizin ihtiyacı olan makineleri 3. Dünya Ülkelerinde, ucuz işçilerle üretmekte çok başarılıydı.. Elbette bütün kapitalistler birer "aziz" gibi konuşacaklar, tıpkı Bill Gates gibi, 150 milyon dolarlık 66.000 m2 bir evde yaşayan bir aziz! Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden ortalık miras kavgaları yüzünden kanlı bıçaklı olmuş akrabalarla dolu. Her yıl 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz bir koşu bandının üstünde fazla yağlarınızı eritmek için ter döküyorsunuz! Ben Kapitalizmim ve benim yüzümden dünyada 600 milyon obez ve 1.4 milyar aç insan var! Ben Kapitalizmim ve Starbucks için kahve üreten bir çiftçinin oradan bir bardak kahve satın alabilmesi için 3 gün çalışması gerek! Ben Kapitalizmim ve Uzak Doğu'da 6-12 yaş arası kızlar 200$ gibi komik bir paralarla seks kölesi olarak satılıyorlar. Ben Kapitalizmim ve "serbest piyasa ekonomisi" dünyanın en büyük yalanı. Ben Kapitalizmim ve Amerikalıların % 24'ü eğer milyarder olmaları için bütün ailelerini reddetmeleri gerekecekse, bunu yapabileceklerini söylüyor. Ben Kapitalizmim ve kadınlara sesleniyorum! Lütfen birer obje haline geldiğinizi aklınıza getirmeden Victoria's Secret'a koşun. Victoria's Secret ülkelerine Türkiye de eklendi, avuç içi kadar çamaşıra 80$ verince çok mutlu olacağınızı garanti ediyorum! Ben Kapitalizmim ve 15 yaşındaki bir çocuğun iPad alabilmek için böbreğini sattığını duyunca zevkten dört köşe oldum! Ben Kapitalizmim ve Madonna'nın sadece Londra'da 8 evi var, ortalama 600 evsize barınak olabilecek büyüklükte. Ben Kapitalizmim ve Tayland'da Disney fabrikası için çalışan bir çocuğun Disneyland'e girecek parayı çıkarması için 55 gün çalışması gerek. Afrika kıtası dünyanın altın rezervlerinin % 90'ını elinde bulundurmasına rağmen, dünyada sadece 4 tane Afrikalı milyarder var. Ben Kapitalizmim ve Afrika kıtasından her sene 8.5 milyar $ değerinde pırlanta çıkıyor, kıtanın açlık sorununu çözmeye yetecek miktar... Ben Kapitalizmim ve siz pırlantalara bayılırsınız, Hindistan'da 1 milyon kişi günde 1.2 dolar kazanarak o pırlantaları üretiyorlar. Dünyayı sarışın kadınların güzel olduğuna inandırdım, bu yüzden Asya kıtasında 300 milyon kadın düzenli olarak beyazlatıcı sabun kullanıyor. Ben Kapitalizmim ve sizin hayatlarına özendiğiniz Hollywood yıldızlarının %64'ü kokain bağımlısı. Ben Kapitalizmim ve yılda 20 milyon çocuk açlıktan ölürken siz aynı tişörtü haftada iki kez giymeye utanıyorsunuz. Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, artık farkına varın, taptığınız tek tanrı benim! Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, Müslümanlar 5 yıldızlı Kabe manzaralı otellerinde, "ibadet" ederlerken? Ben Kapitalizmim ve siz hangi tanrıdan bahsediyorsunuz, bütün dünya Hıristiyan bayramı Noel'i sırf alışveriş yapıp eğlenmek için "kutlarken"? ABD'de 7 milyon evsiz insanın olduğundan kimsenin haberi yok çünkü TV'de gördüğünüz Amerikalıların hepsi havuzlu villalarda yaşıyorlar. Ben Kapitalizmim ve yine başardım! Bütün kadınları dolapları tıka basa dolu olduğu halde giyecek hiçbir şeyleri olmadığına inandırdım. Dünya nüfusunun % 50'si dünya kaynaklarının ve zenginliklerinin % 1'ine sahip. Dünya nüfusunun % 1'i dünya kaynaklarının ve zenginliklerinin %50'sine sahip. Ben Kapitalizmim ve bankacılar benim evlatlarım. Amerikalıların %85'i eğer ekonomik durumlarını iyileştirebilecekse faşist bir hükümeti seçebileceklerini söylüyor. İşte bu kapitalin gücü!

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


ŞAFAK MA, MD.
Professor of Otorhinolaryngology
Head of Otorhinolaryngology Department
President of Surgical Science Division
Near East University, Faculty of Medicine
Chief Editor of Near East Medical Journal

GSM: TRNC +90 542 877 55 66
          TR     +90 532 361 18 90


İLGİNÇ BİLGİLER

Bir ton kağıt geri dönüştürüldügünde 17 ağaç kurtarılır.

Kurbağalar midelerini ağızlarından dışarı çıkarıp, ön ayakları ile temizledikten sonra tekrar yutarlar.

Her 1 milyar insandan yalnızca 1 kişi 116 yaşına kadar yaşayabilmektedir.

Sivrisineğin vızıltı sesi Fa notasıdır.

En uzun süre yaşayan Japon balığı 41 yaşında ölmüştür.

Tüm dünyada üretilen elektriğin % 33′ ünü ve petrolün % 30′ unu ABD tek başına kullanmaktadır.

Dünya üzerindeki arazilerin sadece % 1′ i kadınlar üzerine tapuludur.

Öksürüldüğünde, ağızdan çıkan havanın hızı 100 kilometreye yakındır.

Gülmek için 14 kas, somurtmak için 43 kas hareketi gereklidir.

Zürafalar yüzemez.

Bir çok balık cinsi hayatı boyunca cinsiyet değiştirir. Örneğin gençken erkek olarak üreyen, olgunlaşınca dişiye dönüp yumurtlayan balıklar vardır.

Papağan ve tavşan kafasını çevirmeden arkasını görebilir.

60 yaşında dildeki tat alma almaçlar ının yarısı kaybolur.

Deniz anasının %95′ i sudur.

Bir Boeing 747 yolcu uçağının deposu hacminde yakıt, ortalama bir arabaya 4 defa dünyanın çevresini dolaştırabilir.

İnsan hayatı boyunca ortalama 20 kilogram ölü deri döker.

İnsan beyninin yüzde 80′ i sudur.

Sırtüstü uyuyabilen tek canlı insandır.

Filler günde ortalama 2 saat uyur.

Astronotlar uzaydan döndüğünde 5-6 santim daha uzundurlar. Yerçekimsiz ortamda omurilik diskleri arasındaki mesafe genişler.

Fareler inanılmaz bir hızda ürer. Bir çift fareden 1.5 yıl içinde 1 milyon fare elde edilebilir.

İleriye doğru bir adım atmak için 54 farklı kasın harekete geçmesi gerekir.

Kanada, Kızılderili dilinde ' büyük köy ' anlamına gelir.

Bahama adalarında çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.

1900 yılında ortalama yaşam süresi 47 yıldı.

Mavi balinanın dili filden daha ağırdır.

Bir insan, ömrünün 3 yılını tuvalette geçirir.

Bir karasineğin hızı, saatte ortalama 8 kilometredir.

Panama Kanalının inşaası sırasında 25.000 işçi hayatını kaybetti.

Bir salyangozun diş sayısı ortalama 25.000 adettir.


--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


ŞAFAK MA, MD.
Professor of Otorhinolaryngology
Head of Otorhinolaryngology Department
President of Surgical Science Division
Near East University, Faculty of Medicine
Chief Editor of Near East Medical Journal

GSM: TRNC +90 542 877 55 66
          TR     +90 532 361 18 90


BERİ GEL

Beri gel, daha beri, daha beri. 
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle? 
Bu hır gür, bu savaş nereye dek? 
Sen bensin işte, ben senim işte. 

Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye? 
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek, 
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

MEVLANA
--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com

ZEKA ÖMÜR BOYU GELİŞTİRİLEBİLİR

- "Sharon Begley'in makalesi, zekâmızı nasıl geliştirebileceğimizle ilgili harika bilgilerle dolu! Özellikle nörolojik alanda yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarıyla donanmış makale bizlere beynimizi nasıl daha iyi kullanacağımız konusunda fikirler veriyor.
- Öncelikle araştırmalar bize, zekâmızı tüm hayatımız boyunca geliştirebileceğimizi söylüyor, yani zekâ katsayımızı yükseltebiliriz. Zekâmızı dört sene gibi bir sürede 21 puan kadar yükseltebilir ya da 18 puan kadar düşürebiliriz. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bize beynin değişme kapasitesinin çok açık bir şekilde var olduğunu gösteriyor. Beynin değişebilme kapasitesiyle ilgili yapılan araştırmalar, kişinin 70'li yaşlarına kadar beyninin yeni nöronlar üretebildiğini gösteriyor.
- Bir diğer önemli bulguysa fiziksel aktivitelerle bilişsel aktivitelerin, beynin benzer bölgelerini çalıştırdığı yönünde. Bir başka değişle, örgü örmek, klasik müzik dinlemek ve yürüyüş yapmak gibi uğraşlarla farkında olmadan zekâmızı da artırıyoruz.
- 'Şekerleme' zekâya iyi geliyor
- llinois Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre, yürüyüş kişinin zekâ katsayısının artmasına sebep olabiliyor. Bir başka araştırmaysa, 2010 yılında Kaliforniya, Berkeley Üniversitesi'nden geliyor: Gün içinde 'şekerleme' yapmak dediğimiz yani kısa süreli şekilde uyuklamak da zekâ sayımızın artmasını sağlıyor. Ve son olarak 2011 yılında 'Nature Neuroscience' tarafından yapılan bir diğer araştırmaysa, kahve sevenlere iyi haber getiriyor; kafeinin beyindeki nöronların iletişimini güçlendirdiğini kanıtlıyor. - Bitter çikolatanın da hafızaya iyi geldiği tespit edildi."
- Peki, bu bilgilerin ışığı altında Begley bize başka neler öneriyor?
- Alzheimer'ı önlemek için bolca bulmaca çözün.
- Fiziksel aktivitelere katılın. Dans edin, tenis oynayın. Kalp ritmini yükseltecek ve koordinasyon gerektirecek bir aktiviteler uygun olur.
-  Kendinizi yeni fikirlere ve yeniliklere açın, bunu sağlayacak konuşmaları dinleyin.
- Yeni bir lisan öğrenmeye çalışın.
- Yeterince uyuyun. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, uyku esnasında beyin, hatıraları işleme koymaya devam ediyor ve uyandığınızda daha iyi hatırlayabiliyorsunuz.
- Örgü örün veya nakış işleyin.
- Gülümseyin! Çeşitli çalışmalara göre, yüz ifademize çatık kaşlı bir ifade koyarak düşüncemizi negatif etkiliyoruz.
- Yeterince su için. Susuz kaldığımızda beyin planlama konusunda çok zorlanıyor ve daha çok enerji harcıyor.
- Sanat, resim sergileri ve müzeleri gezin.
- Müzik aleti çalmayı öğrenin.
- Şehir merkezinin dışına çıkın, doğayla iç içe olun. Dış uyaranların az olduğu bir ortam beyninizi dinlendirir.
- Elle yazı yazın. Araştırmalar, el yazısı kullanmanın, beynin daha çok kullanılmasını sağladığını ve el yazısıyla yazılan şeylerin daha kolay hatırlandığını ortaya koyuyor.
- Yaptığınız işle ilgili olarak her 25 dakikada bir kısa ara verin.

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


BONSAI

DİKKAT ANNE BABALAR .....
BONZAİ İŞGALİ !...


Başlığa bakıp minik Japon ağacı sanmayın. Bonzai şu anda Türkiye'nin başına musallat edilmiş büyük bir bela. İlkokula kadar inen, ama daha çok lise ve üniversite gençliğinin kullandığı"ucuz" uyuşturucu.

Küçük paketler halinde (3gramlık) 3-5 liradan satılıyor. Uyuşturucuya alıştırmak 
için adeta "teşvik" uygulanıyor. Kısa sürede bağımlılık yapıyor, "sentetik" bir uyuşturucu olduğu için vücutta tahribatı esrar ve eroinden çok daha yüksek oluyor. Böbrek ve  kalp yetmezliğine yol açıyor.


Okullarda özellikle kız çocuklar üzerinden dağıtımı yapılıyor. Ailesinde ve kendisinde alkol alışkanlığı olmayan umulmadık çocuklar, bonzai satışı için aracı olarak kullanılıyor.

Peki nereden geliyor bonzai? Çin ve Yunanistan üzerinden. Son zamanlarda Suriye'nin de bu zincire eklendiği belirtiliyor. Mülteci akınıyla birlikte bonzainin de yurda dağılmaya başladığını söylüyor Yeşilay'ın İstanbul Fatih Şube Başkanı Ramazan Akgün. Suriye istihbaratı ve birlikte çalıştığı bazı ülke istihbarat örgütlerinin Türk gençliğini zehirlemek için bonzaiyi araç olarak kullandığı öne sürülüyor.

Peki ne yapmak gerekiyor? Ramazan Akgün, "Okullarda, ailelerde, çocuklarda farkındalık yaratmak gerekir. Bonzai herkese anlatılmalı. Ne olduğu, nasıl sonuçlar verdiği, vücudu nasıl tükettiği iyi bilinmeli" diyor.
Bir de öneride bulunuyor: "Ailelerin çocukları yakından izlemesinde yarar var..."

Aslında tehlikeli sentetik uyuşturucu sayısı son aylarda ikiye çıkmış durumda. Bonzai gibi hızla yayılan yeni bir uyuşturucu var: Adı Jamaica.
Gençler arasında bonzai ve Jamaica partileri veriliyor. Yani dağıtım ağı o kadar yaygın...

Tehlikeli olan ve ailelerin bilmesi gereken şu: Bonzai ve Jamaica tek kullanımda bile alışkanlık yapabiliyor. Bu alışkanlık sonucu vücut çürüyor.
Genç yaşta kalp krizinden ölenlere bakıldığında, yüzde 90'ının bonzai
kullandığı görülüyor...

Türkiye'de gençler son 4 yıldır Bonzai kuşatması altında. Öyle ki, internette bonzai üzerine yazılmış şarkılara, sipariş verebilmek için
telefon numaralarına dahi ulaşabiliyorsunuz. Polis ardı ardına operasyonlar yapıyor. Özellikle İstanbul'da...

Gençler bonzai ile "kafa" yapıp eğlendiklerini, oyun oynadıklarını
zannediyor. Ama hayatlarının kumarını oynuyorlar. Çünkü bonzai tuzağına düşenler kurtulamıyor. Bu kumara katılanların ömrü en fazla 3 yıl...


--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


AĞUSTOS BÖCEKLERİNİN SESİ

Aşağıdaki link ile yavaşlatılmış haldeki ağustos böceklerinin sesini dinleyeceksiniz. Çok ilginç! Adeta insanlardan oluşan bir koronun sesine benziyor.

http://enpundit.com/someone-recorded-crickets-slowed-track-sounds-like-humans-singing/

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com

BİR ERKEK İKİ BAŞ

Bekir Coşkun, 8 Kasım tarihli "Pipi Sendromu" yazısına şöyle başlıyordu:
Bir şeriatçı canlı bomba...Canlı yakalandı...Gövdesine belki otuz kilo bomba sarmış, tam patlatması gerekirken, ya korkudan eli titremiş becerememiş ya da fitili ateş almamıştı...Bombaları üzerinden aldılar...Üstünü aradılar...Pipisi bir demir kılıfın içinde...Kalem kapağı gibi diyelim..
Görevliler şaşırdılar:
“Bu ne?..”
“Tedbir” dedi...
Nasıl yani?”
“Ona bir şey olmasın diye...”
“Sen paramparça olduktan sonra, ona bir şey olmayınca ne oluyor?..”
“Şehadete erip cennete gittiğimde 72 huri verecekleri için, görevi hakkıyla yerine getirmesi bakımından...”

Tom Hickman’ın “God’s Doodle: The Life And Times Of The Penis” adlı araştırması son derece ilginç. Antik çağlardan günümüze, bütün erkeklerin zaten iki başı varmış! Çin’den Maçin’e, Sümerlerden Romalılara, Japonlardan Amerikalılara tüm tarih boyunca, erkeklerin kafasından “büyük baş”, pipisinden ise “küçük baş” olarak söz edilirmiş.

Leonardo da Vinci, “erkeğin iki başı”na ilişkin düşüncelerini, çağımızdan 500 yıl önce şöyle yazmış: “Penis, insan zekâsıyla doğrudan ilintili ve hatta bazen özgün bir zekâya sahiptir. Sahibinin uyarmak istediği penis, oralı olmayabilir. Kimi kez, sahibi uyarmayı aklına getirmediğinde, hiç istemediğinde bile harekete geçebilir. Çoğu kez sahibi uyurken uyanır, uyanıkken uyur. Sahibi ne isterse istesin, tersini yapabilir. İşte bu yüzdendir ki bu yaratık (penis) özgün bir yaşama sahip ve erkeğin aklından bağımsız bir akıldır, diye düşünüyorum.”

Sofokles’e göre penis bir deli, sahibi de deliye zincirli ve deli nereye çekerse oraya giden bir zavallı. Yahudiler, aynı sonuca bir atasözüyle varmış: “Pipi kafayı kaldırınca, erkek beyni toprağa gömülür.” Zaten Antik Roma’da erkeklik organı, “dar zihin” anlamına gelen Latince “mentula” sözüyle ifade edilirmiş. 18. yüzyılda ise din bilginleri, yine Latince, ama “kuyruk” demek olan “penis” sözcüğünde karar kılmış.

Yazar, komedyen ve aktris olan ve 1986 yılından günümüze aktif olarak gösterilerini sürdüren İngiliz sanatçı Josephine Grace Brand (Jo Brand) şöyle demiştir: "Pipinin kök ucundaki gereksiz et kütlesine, erkek denir.”

Ve bizim kendi değerimiz Cem Yılmaz da son gösterisinde şu tespitte bulunuyordu: "Erkek bir deliyle yaşıyor."

-- 

Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


T-SHIRT NASIL KATLANIR

Tıklayın, Seyredin
http://vitaminl.tv/video/727

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


90 YILLIK TÜRKİYE CUMHURİYETİ ARŞİVİ

1919-1919 (1) <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1919-0.pdf>  
 1919-1919 (2) <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1919-1.pdf> 
 1919-1937 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1937.pdf> 
 1937-1942 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1937-1942.pdf> 
 1943-1945 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1943-1945.pdf> 

        
1946-1950 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1946-1950.pdf>       
 1950-1955 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1950-1955.pdf> 
 1955-1960 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1955-1960.pdf> 
 1960-1961 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1960-1961.pdf> 
 1961-1964 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1961-1964.pdf> 

 
1964-1966 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1964-1966.pdf> 
 1966-1971 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1966-1971.pdf> 
 1971-1973 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1971-1973.pdf> 
 1973-1975 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1973-1975.pdf> 
 1975-1978 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1975-1978.pdf> 
 1978-1980 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1978-1980.pdf> 
 1980-1982 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1980-1982.pdf> 
 1982-1984 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1982-1984.pdf> 
 1984-1988 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1984-1988.pdf> 
 1989-1993 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1989-1993.pdf> 
 1993-1997 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1993-1997.pdf> 
 1997-1999 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1997-1999.pdf> 
 1999-2002 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1999-2002.pdf> 

 
2003-2006 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/2003-2006.pdf> 
 2006-2007 <http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/2006-2007.pdf>  


--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


ŞAFAK MA, MD.
Professor of Otorhinolaryngology
Head of Otrhinolaryngology Department
President of Surgical Science Division
Near East University, Faculty of Medicine
Chief Editor of Near East Medical Journal

GSM: TRNC +90 542 877 55 66
          TR     +90 532 361 18 90


ŞAŞIRTICI ANTİK KONSOL

200 Yıl önce tasarlanmış mobilyanın özelliklerini izlemenizi öneririm:

http://www.youtube.com/embed/MKikHxKeodA?rel=0

--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com


YILMAZ ÖZDİL'DEN: NUTUK ATMANIN FAYDASI YOK

27 senedir gazetecilik yapıyorum...
Ve, çalışma hayatımın en enteresan "sansür" olaylarından biri geldi başıma...
"Açılım"ı destekleyen arkadaşların, iyi okumasını öneririm.
Tatilden döndüm...
"Kürtçe" başlıklı
bir yazı yazdım.
Bugün çıkacaktı.
Şöyle başlıyordu:
"Kimimiz Türk, kimimiz Kürt, kimimiz Laz, kimimiz Çerkez... Yahudimiz,
Rumumuz, Ermenimiz, Rus gelinlerimiz, Alman damatlarımız; uzatmayayım,
'mozaik' derler, değiliz aslında, 'ebru'yuz, koskoca bir aileyiz...
Ve, ortak bir vatanımız, ortak bir resmi dilimiz var bizim;
Türkçe... Bizi, biz yapan."
*
Şöyle devam ediyordu:
"Dünyaya entegreyiz; İngilizce de öğreniriz, Japonca da...
Elbette, anadilini de, mesela Kürtçeyi de öğrenmek en doğal hakkıdır
yurttaşların...
Ama, bu doğal hakkı, 'açılım' adı altında, 'resmi dil' haline
dönüştürmeye çalışmak, bizi biz olmaktan çıkarmaz mı?
'Bizi bize yabancı' hale getirmez mi? İki lisanlı toplum olursak eğer...
Birlikte yaşamak isteyen, sorunlarını konuşa konuşa çözme iddiasında
olan, ancak, birbirinin dilinden anlamayan bir toplumu, hangi tutkal
bir arada tutabilir?"
Ve, şöyle bitiyordu:
"Silahla beceremeyen bölücülerin tuzağına düşmemeli Türkiye...
Kanın durması için teröriste bile şefkat gösterilebilir; bakarsın,
tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır...
Fakat, farklı dil, kardeşi kardeşe yabancı haline getirir, ki,
terörden tehlikelidir."
*
Yazı buydu.
Peki "sansür" nerede?
Şurada...
Yazıyı Kürtçe yazmak istedim!
Hayır...
Amacım, Türkiye'nin en etkin gazetesinde ilk Kürtçe makaleyi yazan
kişi olmak değildi...
Yukarıdaki satırları okuyacaktınız ve anlamayacaktınız.
Amacım işte buydu.
*
Araya "ikinci resmi lisan" girdiğinde...
Farklı etnik gruplara mensup olan, ancak, Türkçe konuşarak, Türkçe
yazarak, Türkçe okuyarak "anlaşan" bir toplumun, nasıl aniden
birbirine yabancılaşacağını görecektik...
Kanıtı da, bu yazı olacaktı.
*
E hani sansür?
Buyrun...
*
Kürtçe bilmediğim için, Türkiye Çevirmenler Derneği'ne başvurdum, "Bu
yazıyı Kürtçeye çevirmek istiyorum" dedim.
"Hay hay" dediler, İstanbul'daki "yeminli tercüme bürosu"nun
telefonlarını verdiler. Aradım...
"Hay hay" dediler, Kürtçe tercüman bulmak için iki gün izin istediler
ve çevirme ücretinin de 180 lira artı KDV olduğunu belirttiler...
"Hay hay" dedim, fatura bilgilerimi gönderdim,
yazımın Kürtçe tercümesini beklemeye başladım.
*
İki gün sonra...
Türkiye Çevirmenler Derneği'nden aradılar...
"Kürtçe tercüman bulduklarını, hatta 8 tane Kürtçe tercümana
başvurduklarını, ancak 8 tercümanın da bu yazıyı Kürtçeye çevirmek
istemediğini" söylediler...
*
Allah Allah!
Niye birader?
"Yazının içeriğini uygun bulmamışlar!"
*
(Bu arkadaşlar "yeminli" tercüman ama, yeminleri bi acayip...
İçeriğini beğenirlerse, tercüme ediyorlar, beğenmiyorlarsa,
etmiyorlar... Sanırsın, tercüman değil, sansür kurulu!)
*
İşte böyle...
Terör, bizi bölemez.
Lisan, böler.
Cart diye.
Bizi bize yabancı eder.
Kanıtı da bu yazı.

GÜN İSİMLERİ

HAFTA
Farsça kökenlidir, yedi anlamındaki "heft" kelimesinden gelmektedir.
Azerbaycan'da YEDDİCE olarak adlandırılır.

PAZAR
Farça kökenlidir;  "ba" yemek, "zar" yer anlamındadır.
İngilizce'si SUNDAY, güneş anlamındaki SUN kelimesinden "Sun"s Day" şekllinde türetilmiştir.
Azerbaycan'da iki haftanın arasındaki gün anlamında ARAGÜN olarak isimlendirilmektedir.

PAZARTESİ
Türkçe'de PAZAR kelimesine ek olarak sonrası anlamında "ertesi" eklenerek türetilmiştir.
İngilizce'de "moon" ay anlamındaki kelimeden türetilmiş, MONDAY - AYGÜNÜ anlamındadır.
Türkmen dillerinde haftanın birinci günü olarak kabul edilir ve BAŞGÜN olarak isimlendirilmektedir.

SALI
Arapça ve İbranice'de üçüncü anlamındaki "sülüs" kelimesinden gelmektedir.
İngilizce'de TUESDAY, Roma Savaş Tanrısı Mars anlamındaki TIW kelimesinden, "Tiw's Day" şeklinde türetilmiştir.
Azerbaycan'da temizlik ve süsleme günü anlamında TOZGÜN olarak isimlendirilmektedir.

ÇARŞAMBA
Farsça dört anlamındaki "çahar" ve gün anlamındaki "şamba" kelimelerinden türetilmiştir.
İngilizce'de WEDNESDAY, İskandinavların Baba Tanrısı ODIN için "Woden's Day" şeklinde türetilmiştir.
Azerbaycan'da ateş anlamındaki "od" kelimesinden ODGÜN olarak türetilmiştir.

PERŞEMBE
Farsça beş anlamındaki "penç" ve gün anllamındaki "şamba" kelimelerinden türetilmiştir.
İngilizce'de THURSDAY, İskandinav Yıldırım Tanrısı THOR için "Thor's Day" şeklinde türetilmiştir.
Türkmen'ler haftanın ilk günü olarak pazartesiyi kabul ettikleri için ortadaki gün anlamında ORTAGÜN olarak isimlendirmektedir.

CUMA
Arapça'da toplanma anlamında "cuma" kelimesinden gelmektedir. 
İngilizce'de FRIDAY, İskandinav Aşk Tanrısı FREYJA için, "Freyja"s Day" şeklinde türetilmiştir.
Karaçay-Balkar ve Kuman dillerinde iyi ve kutsal gün anlamında YEYGÜN kullanılmaktadır.

CUMARTESİ
CUMA kelimesini arkasına "ertesi" eklenmesiyle oluşturulmuştur.
İngilizce'de SATURDAY, "Saturn's Day" olarak türetilmiştir.
Azerbaycan'da akraba ve halk günü anlamında ELGÜN olarak kullanılmaktadır.

BİR ÖNERİ
Neden biz de bunların Türkçe karşılıklarını oluşturmuyoruz.
Örneğin YEDİCE'nin günleri 
İLKGÜN - İLKERTESİ - ÜÇÜN - ORTAGÜN - BEŞİN -  CUMA (Kur'an-ı Kerim'de suresi olan bir isim olarak aynı kalmalı) - CUMARTESİ


--
Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com

SİVRİSİNEKLER KURBANLARINI NEYE GÖRE SEÇİYOR

Dünyadaki 3 bin 500 çeşit sivrisinekten sadece küçük bir grubu kan emiyor. Sadece dişi sivrisinekler hayvan ve insan kanıyla beslenirken, aslında onlar da hayatlarının büyük bir kısmını vejeteryan olarak geçiriyor. Sivrisinekler sadece yumurtlama dönemlerinde ekstra besine ihtiyaç duyuyor ve kan emiyor.
Sivrisinek uzmanı Dr James Logan’a göre kan emiciler bazen sadece daha kolay olduğu için daha büyük hedeflere yani uzun boylu ve kilolu kişilere yöneliyor. Aynı zamanda avlarını tespit etmek için havadaki karbondioksit salgısından yararlanan sinekler, daha çok karbondioksit salgılayan iri kişileri daha çabuk fark ediyor.

Londra Hijyen ve Tropik Tıp Okulu bilim insanlarından Dr Logan, vücut kokusu ve terin de sivrisineklerin tercihlerinde belirleyici olduğunu söylüyor. Sivrisineklerin koku alma duyularının çok güçlü olduğunu söyleyen Logan, çok terleyen ya da ten kokusu yoğun olan kişilerin daha fazla ısırıldığını söylüyor.
Alkol tüketimi ve ayak kokusu da sivrisinekleri çeken faktörlerden. Fransa’da ve Japonya’da yapılan araştırmalar alkol tüketiminin vücut sıcaklığını artırdığını ve terde alkole rastlanmasına neden olduğunu gösterdi. Ayak kokusunun da sivrisinekleri çektiği tespit edildi. Uzmanlar bunun nedeninin sivrisineklerin  vücutta yaşayan bakterileri çekici bulduğunu ve ayak kokusunun da bakteri varlığının bir işareti olduğunu düşünüyor.

Bunlar dışında hamilelik ve kan grubu da insanların daha çok ısırılmasına neden oluyor. Bilim insanları hamilelik sırasında hormon salgıları ve vücut ısıları değişen kadınların sivrisineklerin hedefi haline geldiğini belirtirken, kan gruplarının neden sivrisinekleri etkilediği ise henüz bilinmiyor.

2004 yılında Tıbbı Etimoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre O grubu kana sahip olanlar A grubu kana sahip olanlardan iki kat daha fazla ısırılıyor. 

Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com
 

İSTANBUL'UN GEÇMİŞİ

http://www.biristanbulhayali.com/bir-yeralti-sehri-olarak-istanbul-ve-bir-belgesel#.T43jMA16y-0.facebook._,_.___

Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com
 

KOKULARDAN KURTULMA

KAVUN KOKUSU

Buzdolabındaki kavun kokusu son derece rahatsız edicidir. 

Bunu gidermek için, dolaba sirke ile ıslatılmış bir peçete koymanız yeterli olur.

 

SOĞAN KOKUSU

Pek çok kişi pişmekte olan soğanın kokusundan hayli rahatsız olur. 

Bunu önlemenin çok kolay bir yolu var: içine bir-iki karanfil atmak.

 

TUZLU YEMEK

Yemeğin tuzunu fazla kaçırdıysanız, tencerenin dibine birkaç dilim çiğ patates koyup pişirin. Yemeğin tuzu çekilecektir.

 

BALIK KOKUSU

Bıçağınızdaki balık kokusunu çıkarmak çok zordur. 

Fakat, kuru bir beze bir parça karabiber ekerek bıçağınızı iyice ovarsanız hemen çıkar.

 

BALIK YERKEN KOKUSU ELİNİZE SİNMEMESİ İÇİN

Balığı yemeye başlamadan önce elinizi limonla silerseniz. elinize balık kokusu sinmez. 

Yıkayınca balık kokusunun elinizde olmadığını göreceksiniz. Aslında bıçağınıza da bu yöntemi tatbik edebilirsiniz.

 

BALIK PİŞİRİRKEN

Balıkları kızartmak üzere yıkadıktan sonra kurulamanızda fayda var. 

Bu surette balığın una ve yumurtaya daha iyi bulanmasını sağlamış olursunuz.

 

KİRLİ ELLER

Eliniz katran gibi yapışkan bi madde ile kirlenmiş olabilir. 

Önce vazelinle güzelce silin. Ardında da sabunla yıkayın. Katrandan iz kalmaz.

 

ÇAMUR LEKESİ

Çamur henüz kurumamış ise, ipekli ve yünlü kumaşlarda iyice kurumaya bırakılmalıdır. 

Sonra çamur sert bir fırça ile fırçalanır ve sirke sürülür.

 

YAPIŞAN BARDAKLAR

Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine koyun.

Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.

 

SÜTÜN TAŞMAMASI İÇİN

Sütü kaynatacağınız tencerenin ağız kısmına sıvı yağ sürerseniz sütün taşmasını önlemiş olursunuz.

 

ÜTÜ YAPARKEN

Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için, ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun. 

Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır. 

 

CAM SİLERKEN

Camlarınızı silerken suyun içine biraz tuz koyarsanız hem daha kolay temizlenir hem de tertemiz, pırıl pırıl olur.

 

SARIMSAK KOKUSU

Ellerdeki sarımsak kokusunu çıkarmak için avucunuza biraz tuz alıp, hafifçe nemlendirdikten sonra iyice ovalayın. 

Sabunla da iyice yıkarsanız sarımsak kokusunun çıkmış olduğunu göreceksiniz. 

 

ARI ve SİVRİSİNEK SOKMALARI İÇİN

Kesme şekeri hafif ıslatın, sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehiri alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.

 

TER KOKUSU

Ter kokusuna neden olan bakterilerden kurtulmak için pamuğu şekersiz ve alkol bazlı bir ağız gargarası ile ıslatın ve koltuk altlarına sürün. 

Koltuk altlarını jiletle yeni temizlediyseniz, bunu denemek için bir gün bekleyin.

Prof.Dr. Mustafa Asım ŞAFAK,
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı
KBB Anabilim Dalı Başkanı
NEMJ Baş Editör
Lefkoşa, KKTC 

Mobile Phone KKTC: 0 542 877 55 66 
                         TC: 0 532 361 18 90
http://masafak.tripod.com